Cuma gününe, 6. koşuda yarışın büyük favorisi GRAND STAR hiçbir yerde koşu içerisinde tabir yerindeyse adım atmayıp daha viraj üstü dama demişti. Önde kaçan OCEAN RAIN i dışına dolanan MISS HAWAI son 300 de yakaladı ve daha rahat bir görünümle hakim olmaya başladı. Ancak son 50 metre de biraz da Erhan Yavuz un atına fazla güveniyle farkı açmamasından dolayı içteki OCEAN RAIN tekrar hırslanarak koşuya ortak oldu ve aynaya yakın gelip bir baş fark yaptı iyi dikkat ediniz bir burun aksiyon demiyorum. Bir baş fark yaptı görünen köy fazla klavuz istemez. Foto finiş makinası hiç ama hiç hata yapmazmış, dünya da sıfır hata çalışan hiçbir aygıt yoktur, hepsi insan eliyle üretilmiştir, %0.1 gibi bir değer de olsa her aygıtın hata yapma olasılığı vardır. Eğer diyorsanız ki kamera açısı yanlış o halde o kamerayı doğru açıya koyacaksınız veya Tv yayını yapmayacaksınız. Bizler bu işi heyecan duyduğumuz için yapıyoruz yarış izlemedikten sonra koşan atın tutan altılı küpürünün hiçbir önemi yoktur. Yıllardır da yarış izliyoruz her şehrin kamera açısını enaz sizin kadar da iyi biliyoruz hiç kusura bakmayın. Sonra yüzyılın icatlarından Trakus ta mı yanıldı. Kardeşim eğer Trakus görüntüsü bir şey ifade etmiyorsa niye yayınlıyorsunuz. Maksat muhabbet mi ? Ayrıca bazen trakus ta çeşitli hatalarda fark etmiyor değiliz, atların aynı mesafeyi aynı sürede koşmalarına karşın üçüncü olabildiğine daha önce şahit olduk. Ayrıca Komiserler kurulunun da atın ilgililerinin doğal olarak foto finiş resmini görmek istemesine karşın in aşağı diye azarlama yetkisini nereden aldığını sormak istiyorum. Hipodromda çeşitli yuhalamalar oluyor koşuyu izleyen herkes OCEAN RAIN kazandı diyor ve siz atın ilgililerine resmi göstermiyor musunuz. Yani o zaman bizde konuşuruz bu işte hile var deriz niye demiyelim ki. Tüm iyi niyetiyle foto finiş resmini görmek isteyene nasıl göstermezsiniz. İki dudak arasından çıkan lafla her şey oluyor mu. Madem oluyor kimseye göstermeyin finiş resmini. Bakın belki hepimiz yanılıyoruz siz doğrusunuz o halde şeffaf olun ki biz yanıldık özür diyelim diyebilelim. Her şey bir kenara zaten at yarışlarına tukaka diyen çoğunluk varken, ve at yarışı oynamasına rağmen hile hurda çok var diyen binlerce yarışsever varken sizler kurumu böyle lekeleyemezsiniz. Unutmayın ki buradaki ilk önemli kişi yarışseverin kendisidir. Komiserler kurulu, yarışsever, jokey ve at sahibinin hakkını korumak için görev başındadır, birilerini azarlamak, değişecek yarışları değiştirmeyip, değişmeyecek yarışları değiştirmek için ve önüne gelene para cezası kesmek için değil.
Biraz daha geriye gidelim, INVINCIBLE SON, MARIANNE ve AKMERT gibi yarış kazanmış safkanlarda doping çıkıyor. Eee ne olacak şimdi yandı gülüm keten helva. Bu atlardan dolayı altılısı yatanların hakkını kim koruyor ? ben söyleyeyim hiç kimse. Bu atlarla altılı bulup kuponunda 2. gelen safkanlarda bulunan yarışseverler daha çok para kazanacak iken niye daha az paranın sahibi oldular. Bu işe bir çözüm yolu bulmanız gerekiyor yetki elinizde yapın çatın ama düzeltiniz. Bu böyle yürümez. Yani ya acayip derecede men cezaları para cezaları vs. verin ya da bunu yapamıyorsanız kolayı var ikramiye ödemesini salya sonucu gelene kadar durdurun. En azından bir ümit yarışsever bekler. Ama kimsenin tutan oyununu hiç kimse gasp etmemelidir.
17 Temmuz Cumartesiye gidelim, günün üçüncü koşusunda 1 numaralı BRAVE LADY ve ona rakip olarak ta 3 numaralı HIZ gösterilmişti. Evet doğru yarışta bu iki atın mücadelesi şeklinde geçti. Yalnız Gökhan Kocakaya nın önde giden atlarla koşulara tempo verme konusundaki hatası bir kez daha gözler önüne serildi. Ancak ben başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. BRAVE LADY inin jokeyi Gökhan atına kaç kamçı vurmuştur, atına deydirdiği kamçılar dışında 1 tane vurduğunu tespit ettim, ancak bariyer dibindeki Ayhan Kurşun canla başla çalışırken net olarak bir sayı sayamama rağmen 5 ten fazla kamçı kullanmıştır. Eğer atın ilgilileri tayımızı üzme gibi bir şey diyorsa da kusura bakmayın sizin koşturduğunuz ata müşterek bahis oynanıyor. Eğer tayınızın sıkılmasını istemiyorsanız idmanlarında yanına takarsınız 2-3 at ve yarış niyetine çalıştırırsınız koşu gösteremezsiniz, tüzük te derki tüm atlar yarış kazanma gayesi ile koşmalıdır. Bu konunun üstünde fazla durmanın gerekli olmadığını düşünsem de aklıma nesine.com un düzenlediği yabancı ve yerli jokeylere ait turnuva geldi. Tüm koşularda at binen yerli jokeylerimiz aşırı derecede atlarına tazzik uygulayıp canla başla mücadele etmişlerdi. Bunu görüp te daha sonra izlediğim yarışlar arasında epey fark olduğunu belirtmek isterim. Tıpkı ülkemizde top koşturan bazı yıldız niteliğindeki oyuncuların şampiyonlar ligi maçlarında farklı oynayıp Türkiye deki bazı maçlarda sahada gezinmeleri gibiydi. Ancak onlar haftada 1-2 maç yaparken siz hergün at biniyorsunuz ve siz futbolcu değilsiniz transfer olmuyorsunuz unutmayın Maiden ve Grup 1 yarışlarına aynı heyecanla aynı hırsla binmelisiniz. Çünkü bu işte heyecan kaybolursa başarı mümkün değildir.
Öte yandan Dişi tay deneme, Kısrak koşusu en sonun da GAZİ KOŞUSU nu da kazanarak büyük bir başarıya imza atan MYSTICAL STORM konusunda zaten görüşlerimizi sürekli dile getirdik. Kısrağın maşallahı var çok büyük başarılar elde etti. Ancak bu başarıları elde ederken tüm ekip olarak birlik beraberlik ve azim vardı diye düşünüyorum. Ben bu atın sahibiyim ben ne dersem o olur, seyisi antrenörü idman jokeyi vs. si benim için önemsiz bugün atıma Selim biner Yavuz Sultan Selim yaparım, antrenörü Nusret Dere dir. O gider başkası gelir seyisi göndeririz bize seyismi yok, otoriler zaten atımızı vermiyor biz her yarışı çıkar her türlü şartta kazanırız diyorsanız gülüp geçerim. Kimsenin parasının kahyası değiliz, kime ne verir bizi bağlamaz ancak yinede belli başlı şeyler vardır. Mesela kime sorarsanız sorun 1.000.000 TL ve benzeri paralar gibi bir meblağı kazandığında ister çok uğraşsın ister şansa kazansın etrafındakileri mutlu edecek kadar bahşiş veya göz hakkı verir. Kalkıp böyle bir paranın içinden 200 TL gibi rakamları atın kazanmasında başarılarında büyük emekleri olan kişilere vermez. He verirse ne olur sanane kardeşim adam isterse hiç vermez diyorsanız onada bir şey diyemem tabiî ki. Ondan memnun olmayan seyis antrenör işi bırakır, yenisi gelir belki atınız aynı başarıları tekrarlar belki de nal toplar o riske de siz girin. Mehmet Ayan ın ağzından düşürmediği bir laf vardır, herkes at sahibi olabilir ama herkes Atçı olamaz.
Zaten başımızda EFG gibi hiçbir akla mantığa uymayan bir bela varken ve bir türlü hiç kimsenin bu uygulamayı düzeltme çabası içerisine girmediği aşikarken birde böyle sorunlarla uğraşan yarışçılık dünyası sürekli yara alacaktır, ilgililere duyurulur.
VENEZEUELLA isimli safkanla Halis karataş uzun mesafede start aldı, viraja doğru bir sürü boş kulvar varken ortada kalıp hafif kapandı görüntüsü verdi, düzlüğe çıkıldığında bilindik Halis Karataş çalışması yoktu, son 200 de atı biraz teşvik ve kırbaç darbeleriyle yarışa adapte ettiği anda safkan cevap verip ayak değiştirerek 2.liği kurtardı, acaba bu yarışta ilgilileri ikinciliğe mi koşmuşlardı, zira son 400 de öne çıkan SKY IS THE LIMIT isimli safkan çok kolay görünerek 3 boy fark yaparken Halis Karataş halen atına ciddi teşvik yapmamıştı. Geldik Cumartesi gününe Tahminlerim de bu durumun farkına vararak VENEZUELLA isimli safkanı 5.20 ganyanla sizlere favori olarak önerdim ve yanılmadığım da ispatlanmış oldu. Ayrıca dikkatinizi çekmek içinde takipteki atlar köşesinde bu atın geçen yarışında resmen koparıldığını açıklamıştık. Çıktığı gibi hiç zorlanmadan daha üst grubu kolay geçti. Ben lafı fazla uzatmıyorum yarışçılığımız iyi yöne değil kötü yöne doğru gidiyor.
Bu ara da Gazi öncesi Yıldızlarla Kahvaltı organizasyonu, ve önümüzdeki haftalarda yapılacak olan Karacabey Harasına gezi düzenlenmesi, Selim Kaya nın verdiği yemek gibi güzel şeylerin de yarışçılığımızda olduğunu söyleyip hakkı emeği geçen herkese teşekkür ederim. Toz bulutuyla başlayan Azerbaycan yarışçılığının da kısa sürede gelişmesi dileğiyle. |
Yazar: Cenk KURT |
Tarih: 17.07.2010, 18:18 |
Kaynak: www.nalsesleri.com |
Bu Haberi 427 kiÅŸi okudu. |
|